HAKSIZLIKLAR PEYGAMBERİMİZİ ÇOK ÜZÜYORDU!

Gösterim: 640

Gençlik yıllarında yaşadığı Hılfulfudul günlerini hatırladı. Haksızlık kol gezmeye başlamıştı.

      Akif’in deyimiyle ;

          “Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi.”

           Mazlumlar zalimlerin kanlı ayakları altında ezilmekteydi.

 

        Yemen tarafından gelen Zebidli bir kişinin develer dolusu malları Mekke’nin zenginlerinden As bin Vail tarafından alınmış ve gasp edilmişti.

 Hakkını ödemek sözüyle alınan mallar karşılığında As bin Vail bir kuruş bile vermekten kaçınıyordu. Adam Ebu Kubeys dağına çıkmış, hem kendini paralıyor ve hem de yardım dileniyordu. Onun feryatlarını duyan kişiler Abdullah bin Cuda’nın evinde bir araya gelirler. Aralarında henüz yirmi yaşlarına basmış bulunan Hz. Muhammed’ de vardır.

 

        Zulmü önleyeceklerine ve haksızlığa uğrayanlara yardım edeceklerine orada ellerini üst üste koyarak yemin ederler.

 

        Öncelikle yaptıkları ilk icraatları Yemenli Zebid kabilesinden gelen bu şahsın hakkını iade etmek olur. As bin Vail’in kapısına giderek adamın hakkını tahsil ederler ve bu mazlumu sevindirirler.

 

        Bu cemiyetin faaliyetlerinin tümünde Hz. Muhammed’de seve seve yer alır. Hatta peygamberlik günlerinin birinde şöyle buyurur:

“Bugün bile böyle bir cemiyet kurulsa, yine ona üye olurum”

 

        Bu olayın üzerinden de çok zaman geçmişti ve toplumda her türlü olumsuzluklar yine yaygınlaşmıştı. Toplum o kadar bozulmuştu ki hatta bütün taşlar yerinden oynamıştı. Ancak ilahi bir soluk lazımdı. Allah’ın yardımı ve inayeti olmadan hiçbir şeyin düzelmesi imkânsız hale gelmişti.

 

        Hz. Muhammed (s.a.v.) bütün bu olumsuzlukları yüreğinin ta derinliklerinde duyuyor ve yüce yaratıcıya yöneliyordu. Onun inayetini ancak dualarıyla ve ibadetleriyle istiyordu.

 

        Gece ilerlemiş ve her taraf sessizliğe bürünmüştü. İçinde dua hisleri de iyice kabarmıştı. Ayın ışıkları mağaranın önünü aydınlatıyordu. Yıldızların parlaklığı da çok belirgindi. Bu lahuhi ortamda ellerini kaldırdı ve coşkulu kalbiyle yalvarmaya başladı. Gözlerinden yine çeşme gibi yaş akıyordu. Duası uzadıkça uzadı. Elleri yoruluncaya kadar Allah’a yalvardı.

 

        Yüzünü yere koyup dua etmeyi çok seviyordu. Mübarek başını yere koydu ve çok uzun süre, belki saatlerce böyle dua etti.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

YUKARI